Yavuzco ile yola çıktığımız gezide her ne kadar ayrıldıysak da; sonuçta bu topiğe devam etmenin daha doğru olduğunu düşündüm. Bu kadar gecikme ile ekleme yapmamın sebebi; iş değişikliği kargaşam nedeni ile “Foruma Fotoğraf Eklemek” isimli dersime çalışamamamdım.
Yavuz ile Kalkan’dan ayrıldıktan sonra Fethiye’ye uğradım ve İstanbul’dan oraya yerleşen meslektaşım ve eşi ile kahveler eşliğinde eski gün sohbetlerine daldık. Dönüşte uğrayacağıma söz verdikten sonra akşam yola devam edip Göçek’e girdim. Yemek ve eski anılarım tazelenince ilk konaklamamı orada yaptım.
Sabah Dalyan’a doğru yola çıktım. Bu arada şunu itiraf edeyim ki; fotoğraf makinesi almadığım için kendime çok kızıyorken, cep telefonum aklıma geldi. Resimler buradan sonra başlıyor. Yavuz’un da söylediği gibi ardçım olmadığı için fotolarda genellikle motosiklet var Benim olduğum resimler ise gelen geçene ricalar sonucunda. Ayrıca yıllar evvel 2.5 sene Dalyan’da yaşamıştım. Bu nedenle buraların bende ayrı biri yeri var anlatmalarım torpilli olabilir

Dalyan’a ilk girdiğimde oturduğumuz evi aradım ve epey zor buldum. Sonuçta 12 sene olmuştu ve çevre epey değişmiş. Ayrıca uzun zamandır kimse oturmuyor herhalde, epey harabe olmuş
Bu kamelya altında ne mangal-rakı gecelerimiz olmuştu.

Hüzünlü dakikalardan sonra Dalyan kanal boyunda, yorgunluk atma bahanesi ile epey keyif yaptım.


Öğlenden sonra Marmaris’e doğru



Yola devam edip Akyaka sapağından Marmaris yoluna girince minikte olsa talihsiz bir olay yaşadım. Kaskın vizörü açık ama hem balaklava hem de güneş gözlüğüm olmasına rağmen, bir arının yüzüme çarpması ve sokması aynı anda oldu. Dudağım inanılmaz acıdı ve yol kenarında durmak zorunda kaldım.
Arının soktuğu yer
Arının soktuğu yer

Akşamüzeri Marmaris’e girip orada konakladım. Sahil ve günbatımı…


Ertesi gün 10 Kasımdı ve Atamızı Marmaris’te andım. Ancak çok üzücü bir durum ki; Atanın huzurunda sadece çelenk için görevliler ve halktan sadece 10-15 kişi kadardık.

O hüzünle, sahilde bir çay içip yola koyuldum.

Öğlen saatleri Didim’e girdim ve arkadaşımla buluştum. Havanın inanılmayacak kadar güzel olmasını fırsat bilip, sohbeti sahil keyfi ile yaptık.
Akbük sahilde sohbet ve günbatımı…


Ertesi sabah Didim Akvaryum Koyu’nda kahvaltı/piknik ve sohbet sahili

Artık yola çıkma vakti. O gün İzmir’e gidip, Kordon keyfi yaptık.

Bir gece daha Didim’de konakladıktan sonra, meteorolojiden hafta sonu havanın bozacağını öğrendim. Bunun için seyahati kesip, rezil olmadan dönmeye karar verdim.
Ancak gidişte söz verdiğim gibi Fethiye’ye arkadaşa uğradım ve o gece mangal, rakı ve sohbet üçlüsü ile gece yarısını bulduk. O gece onlarda konakladım. Misafirperverlikleri için bir kez daha teşekkür ederim.
Pazar sabahı kahvaltı sonrasında yola koyuldum.
Yol üzerinde Patara’ya uğramadan olmazdı…



Kalkan yol kenarı dinlenme…

Kalkan-Kaş arası çok fazla rüzgar vardı. Çoğu virajlarda 2. vitese kadar düşmek zorunda kaldım.
Kaş’ta hem yemek molası, hem keyif, hemde anıları tazeleme…


Demre yol kenarında mola...

Finike girişinde mola…


Hava zaten bozuktu ve bundan sonra da karardığı için başka resim çekemedim. Akşam saatleri kazasız belasız Antalya’ya girdim. Bu seyahat 5 gece 6 gün sürdü ve 1750 km. yol yaptım. Hiç ummadığım kadar rahat bir gezi oldu ve belkide uzun zamandır bu kadar uzun yol gitmediğim için tek başıma (!) olmama rağmen çok keyifli geldi.
Bu kadar sorunsuz gezi yapmamı sağlayan, başta Hyosung fabrikası ve emekçileri olmak üzere, bakımlarımı yapan İsmail Usta’ma ve bu kadar temiz ve bakımlı bir şekilde kullanarak bana satan eski sahibi Gökhan kardeşe teşekkürlerimi sunarım…

Dalyan sonrası 3 resim Köyceğiz göl kenarı ve sahilidir. Satır arasında yazmayı atlamışım. Resim yüklemek konusundaki acemiliğimden dolayı konu bütünliği bölünmüş gibi. Artık kusura bakmayın
